Başlangıç / Kolye / Türkiye’de değerli taşlar nerelerde bulunur

Türkiye’de değerli taşlar nerelerde bulunur

Yıllarca toprağın altında yatmakta olan made Diaspor Kristali sadece Türkiye’de bulunur. Diaspor taşı Elmas’dan daha nadir bulunan bir taş çeşididir. Üzerinde yaşamadığımız toprağın altında yıllarca uyuyordu, Girişimci Murat Akgün Diaspor Kristalini Türkiye’de Tüketicilerle tanıştırdı. Bu Değerli taşı Dünyaca ünlü Hollywood Yıldızlarının takılarında kullanılmaktadır.

 

Peki Diaspor Kristali Nedir ? Şimdi bu sorunun cevabını yanıtlayalım..

Türkiye’de taş, şu demek oluyor ki kıymetli taş çok fazla kimsenin ilgilendiği bir mevzu değil. Aslında belli yörelerde potansiyel var, belli yörelerden belli taşlar çıkıyor. Ama bu işin madenciliği bir halde bizim tarihimizde yok. Hindistan’la kıyasladığımızda örneğin ,adamların ataları milattan önce 1400’lerden beri bu taşları kesiyorlar madenciliğini yapıyorlar. Bizde öyle bir potansiyel yok fakat bizde de birkaç önemli süs taşı madeni bulunuyor. Bunlardan biri de Diaspor kristali… Ancak bu taşın enteresanlığı dünyada bugüne dek başka hiç bir yerde bulunmaması…

 

şu demek oluyor ki şunu söyleyebiliriz ki: Bu taş bir tek Türkiye’den çıkıyor.

Evet, renk değiştirebilen mücevher kalitesindeki Diaspor yalnızca Türkiye’de ve bir tek madenden çıkıyor. Bu da şu anda benim ruhsat sahibi olduğum ve Milenyum Madencilik A.Ş. Tarafınca işletilen maden.

Peki bu taş ile nasıl tanıştınız? Maceranız iyi mi başladı?

Taş ile tanışmam 1998 senesinde oldu. Uzun yıllardır Amerika’da yaşayan halam bigün bir telefon alıyor, arkadaşı telefonda diyor ki burada cezaevinde yaşayan bir Türk var, desteğe ihtiyacı var destek verir musun? Halam da yardım etmeyi sever , tabi diyor ver numaramı. O şekilde bu adamla konuşmaya başlıyorlar. Adam kıymetli bir taş madeni olduğunu bu yüzden hanımefendi arkadaşının bir kumpasla kendini içeri attırdığını söylüyor. Kendine bir ortak aradığını, buradan çıkmasına yardımcı olup olamayacağını soruyor. Bir yıl boyunca mevzuşuyorlar. Ben de o zamanlar Kapalıçarşı’da kuyumculukla uğraşıyorum. Aylar sonra olayı bana anlatıyor, ben de gidip adamı cezaevinde dinliyorum. Konuşmanın üzerine bir araştırma yapıyorum, inanıyorum söylediklarına. Ardından konuyla ilgili makaleleri araştırıyorum, GIA’e gidiyorum, orada bu şekilde bir taşın olduğunu doğruluyorlar. Ve adama ortak olmak için ABD’ye yerleşiyorum.

VE ABD MACERASI BAŞLIYOR

Adama ortak oluyorum derken davasına ortak olmuşum meğerse. Fakat o arada öğreniyorum ki adam hakikaten bu madenin ruhsatının sahibi değil. Orada hasbelkader bu madeni, ocakları yağmalayan köylülerden bu taşları alıyor ve yurtdışında fuarlarda ‘ben maden sahibiyim’ diye kendini tanıtıyor. Bu kandırmacayı büyük bir dersle öğrendim ama, en azından bu işe girmeme vesile oldu.

MADENDE 6 AY KALDIM

daha sonra 2005′ e kadar bu işi A’dan Z’ye araştırdım. Madende 6 ay kaldım. Oradaki köylülerle tanıştım, bana taşları ve nereden çıktığını gösterdiler. Bu sırada madenin 9000 hektarlık bir ruhsat olduğunu ve ruhsatın da Etibank’ta olduğunu öğrendim. Hem de 15-20 milyon ton alüminyum rezervi de bulunduğunu öğrendim. Kısaca ruhsatı almak o kadar kolay olmayacaktı. Ama 2005 senesinde bunu bir ihale yöntemiyle tüm hak ve vecibeleriyle, bedellerini ödeyerek aldım. Sadece ruhsatı almak kafi değildi. Senelerce yağmalanan ocaklardan yasa dışı yollarla yurt dışına çıkartılan, kötü ve bilinçsizce kesilmiş taşların dünya piyasasında bıraktığı kötü izlenimi silebilmek, bir Türk taşını öteki bilinen taşlar içinde hakkettiği yere getirebilmek işimin en zor tarafıydı. Bunun içinde şirketi ilk başlarda bir ortak ile Florida’da kurdum.

BABAANNEMİN BABASI SULTAN VAHDETTİN’İN DOKTORUYDU

Ruhsatı almadan önce ismi ne olsun diye düşünüyordum. Benim babaannemin babası Reşat Paşa, Sultan Vahdettin’in özel doktoruydu. Dedemin büyükbabası Fazlı Paşa’da kıymetli bir komutan olarak hep padişaha yakın isimlerdi. Bir de doğal olarak Türk taşı olması önemliydi. Hepsi yüzünden ismini “Sultanlara Yaraşır” anlamına gelen Zultanit™ koymaya karar verdim.

Zultanit™ ismiyle ilk defa 2006 seneninın Şubat ayında Tucson’da – dünyanın en büyük taş fuarlarından biri- taş çok büyük ilgi gördü. Yine aynı fuarda bu isimle ödül aldık AGTA’dan(American Gem Trade Association). Basında da çok büyük yankı uyandırdı taşımız.

2005’te ismi hiç kimseyle paylaşmadan önce ABD’de resmi marka başvurusunda bulunmuştum. Ortakla kurduğum şirkete bu markayı devrettim. Bu sırada şirket mevzularıyla ortağım ilgileniyordu ve bana bazı belgeler imzalattı. Ben de o vakitın tecrübesizliğiyle fark etmeden hisse oranlarının belirtilmesi ihtiyaç duyulan belgelere imza atmışım. Sadece işin aslı sonradan ortaya çıktı.

Sadece bu kadar tanıtımı için emek harcadığınız bir markayı bazı talihsizlikler sonucu kaybettiniz sanırım…

2008 yılına kadar bizler taşımızı çok güzel tanıttık dünyada fakat 2008 yılına geldiğimizde ABD’de ekonomik krizin patlak vermesiyle işbirliği meydana getirdiğim kişiyle aramızda bazı anlaşmazlıklar çıktı. Kendisi maden işinden vazgeçmemi maden işçilerine ve esnafa olan borçları ödemeyerek elimizdeki taşları satıp bu işi bırakmayı teklif etti. Ancak ben buna şiddetle karşı çıktım. O kadar insanın hakkını yiyecek istemedim. Bence ekonomik kriz gelip geçiciydi ve bu kadar emeği çöpe atmak olmazdı. Uzun mailleşmelerin nihayetinde iş tırmandı ve o dehemmiyet ortağım bir gecede elimizdeki tüm taşları kendi evine taşıdı, şirketin adresini kendi evi yaptı ve benim marka üzerinde hiçbir hükmüm kalmadı.

Daha sonra açtığım davalar sonucunda öğrendik ki, daha bana ilk günlerde imzalattığı belgelere kendi hissesini %95 olarak yazarak kendisini garantiye almış.

KENDİ MARKASINI KURDU

Yaşananların ardından bu iş ilgili insanoğluın hepsine maden sahibinin ben olduğumu ve artık bu adı kullanmadığımı bir basın bülteni ile duyurdum. Peşinden yeni bir isim düşünmeye başladım. Aslında bu taşın Diaspor kristali olarak satılması daha mühim. Çünkü bu işin gönül verenleri bu tarz taşlara isim verilmesini pek sevmezler. Fazladan isim koyup resmi marka almanın gereksiz bulunduğunu söylerler. Dünyanın en büyük madencileri dahi –çoğunlukla dışardan yönlendirme yüzünden- maalesef madenlerinden çalınan taşların önüne geçemiyorlar. Bu çalınan taşlar da vergisiz ve emeksiz ne yapmış olduklarını bilmeden önlerine gelene satılıyor ve bambaşka yerlerde bu taşları görmeye başlıyorsunuz. Ve bu taşı mineral ismiyle Diaspor olarak sattığınızda bu durumlar için aslabir yapmış oldurımınız olamıyor. Taşın geleceğini ve madeni korumak için taşa verilen ismin yasal marka hakkına haiz olmanız çok önemli. Csarite™ benzer biçimde tek madenden çıkan bir taşı dünyanın hiçbir yerinde saklamanız mümkün değil ve mutlaka bu çalıntı taşlarla karşılaşıyoruz.

İlk markanız benzer biçimde özel bir anlamı var mı?

Csarite’ın (Sarayt) kelime olarak aslabir anlamı yok. Bu isim İngiltere de markalar üzerine profesyonelleşmiş bir şirket tarafınca kulağa çok seksi geldiği için önerildi ve bende kabul ettim. İnsanlar da bu ismi çok sevmiş oldu.

Peki bu taşı bu kadar kıymetli kılan nedir?

Dünyada aşağı yukarı 300 tane kıymetli taş var. Csarite kendi başına Diaspor minerali sınıfına ilişkin bir taş. En büyük özelliği de dünyada tek madenden çıkması doğrusu nadirliği. Bu çok büyük bir artı. Pırlanta mesela 5 kıtadan çıkıyor şu anda. Zümrüt deseniz öyle, yakut deseniz öyle… En nadir malum taşlar bunlar. Pırlanta, son sayılara bakmadım ama, senelik 122 milyon karat gibi bir üretim seviyesinde şu an. Ve Csarite işlenmesi çok zor bir taş. Taş kesimi mevzusunda “perfect cleveage” denilen bir vaziyet var. Katmanlı bir yapısı olduğu için de kesiminin çok dikkatli ve büyük özenle yapılması gerekiyor. Ayrıca şu anda satılan bütün taşlar 6-12 cm’den bakmış olduğunız vakit içinde hiçbir kir görülmeyen (eye clean dediğimiz), dünyanın en tecrübeli taş kesicileri tarafından kesilen taşlardır. Bütün bunlar ve renk değişimi için maksimumumda olması için alınan önlemler taşın kesilirken çoğunun ziyan olmasına neden oluyor. Buna ‘yield’ deniyor taş kesim piyasasında. Kısaca geri dönüşüm. Doğrusu taşın kesimi yapıldıktan sonrasında geriye kalan kısım…. Mesela bu oran zümrütte yüzde 20 iken Csarite’ta yüzde 2’dir. Dünyanın getirisi en düşük taşıdır Csarite…Bunun nedeni de bizim taşı ‘Eye Clean’ olarak kesmemiz. Kesiminin sıkıntılığu da bu taşı çok değerli kılıyor.

IŞIĞA GÖRE RENK DEĞİŞTİRİYOR

diğer bir özellik ise Csarite’ın renk değiştiren bir taş olması… Dünyada naturel olarak renk değiştiren 5-6 tane taş var. Csarite da onlardan biri… Aynı taş aydınlıknda yeşil olurken, mum ışığında da pembe renk alabiliyor. Bu iki renk tabii taşın renk skalasında iki uç nokta. Bu pembe ve yeşil arasındaki bir çok tonu gün ışığına, ortamdaki ışığa hatta bazen üzerinizdeki giysiye göre bu renkleri alabiliyor Csarite. Taştaki bu renk değişiminin yapısal bir sürü sebebi olmakla birlikte bu özellik hala araştırılıyor GIA tarafından.

Gene renk değişiklik yapma özelliği yüzünden taşın çok özel ve işin ehli taş kesimcilerinin elinden yapılması gerekiyor. Biz senelerce bu insanları taşın kesimi konusunda eğittik. Düzgüsel bir taş kesicisi tarafınca sağlıklı bir kesim yapılması mümkün değil. Kesilen taşların renk değiştirmesinin maksimum olabilmesi için belli bir açıda kesilmesi gerekiyor.

Bu taşı kıymetli taşlar skalasında bir sıraya yerleştirsek, bir alt ve bir üst sıradaki taş ne olur?

Bence dünyada Csarite’dan daha değerli bir taş yok. (Gülüyor) Maddi değer olarak da ne olursa olsun olması gereken yerde değil. Yakut, zümrüt, Pırlanta şeklinde rakiplerin olduğu bir piyasada bir taşı tanıtmak maalesef çok zor. Taşlar için kıymetli taş, yarı değerli taş şeklinde fark yapılıyor. Bu çok yanlış. Öyle yarı değerli taşlar var ki o 4 tane kıymetli taştan daha ender ve daha pahalılar. O yüzden biz yeni nesil taşçılar olarak “yarı değerli taş” ibaresini hiç kullanmıyoruz.

Değerine gelecek olursak gene de iyi sayılabilecek bir yer buldu kendine Csarite. Her yerde bulunabilen Topaz, Quartz, Ametist, Citrine gibi taşlardan daha pahalı satılıyor şu anda. Fakat maddi olarak pırlanta veya zümrüdün seviyesinde değer görmüyor hala. Bunun sebebi de yine bir taşı meşhur etmenin çok zor oluşu.

Çünkü rakiplerimiz dünyada yıllardır mevcud ve kadın, adam hepimiz tarafından bilinen taşlar. Renk açısından da dünyada maksimum satılan renk lacivert, sonrasında kırmızı renkli taşlardır. Yeşil taşlar daha zor satılır. Ve kuyumcular yeşil ve daha ucuz taşları ellerinde bulundurdukları için taşı satmanın zor olacağını söylüyorlar. Orada da taşın nadirliği ve renk değiştirme özelliği devreye giriyor.

İŞİMİZİ İYİ YAPIYORUZ

‘Ethical Mining’ denilen bir şey var. Bu dünyada her insanın çok fazla üstünde durduğu bir konu. ‘Kanlı Elmas’ filmini çoğu insan izlemiştir. İnsanlar bu işi takip ediyor ve çalıntı olmayan, çocuk işçilerin çalıştırılmadığı, vergilerin ve devlet haklarının ödendiği özet olarak tümüyle yasal madenlerden çıkan taşları almaya özen gösteriyorlar. Bizler de her türlü imkanı sağlamaya çalışıyoruz maden işçilerine ve ülkemizde bu konuda son yıllarda çok bilinçlendi.

DISCOVERY CHANNEL’DA BELGESEL YAYINLANACAK

Discovery Channel geçen yıl Milas’taki madenimize gelip “How do they do it?” programı için maden, madencilik ve Csarite ile ilgili bir belgesel yaptı. Programın bir kısmınü bize ayırdı. İngiltere başta olmak üzere tüm Dünya’da yayınlandı program. 3-4 ay içinde ABD’de, 1 Mart’ta ise Türkiye’de yayınlanacak.

Piyasada Csarite’ın alıcısı şu anda kim? Ve hangi fiyat aralığında satılıyor?

Biz madencisi olduğumuz için işlenmemiş şekilde ve yalnız anlaşmalı olduğumuz firmalara satıyoruz. Bu firmalarda kendi kapasitelerine bakılırsa markalı veya markasız olarak çok çeşitli fiyatlar talep ediyorlar. Benim de ortağı ve yöneticisi olduğum şirket ise Csarite markasıyla karatı 30 ila 500 Dolar arası satılıyor. Bunlar toptan satış fiyatları. Bu fiyatın üzerine kuyumcu yada tasarımcı istediği etiketi koyup satıyor. Biz bunlara karışamıyoruz. Bu rakamda taşın boyutuna, satan şirketin imkanlarına ve pazarlamaya ayırdığı bütçesine bakılırsa değişiyor.

HOLLYWOOD ÜNLÜLERİNİ SÜSLÜYOR

Amerika’da tanığım bir Designer (tasarımcı) var taşın karatını 20.000- 30.000 dolara da satıyor. Bu tasarımcının işleri şu an Hollywood ünlülerini süslüyor. Örneğin son olarak Türk tasarımcı Pınar Öner’in tasarladığı yüzük Victoria’s Secret’ın ünlü meleklerinden Alessandra Ambrossio tarafınca kullanıldı. Öte yandan Christina Milan, Nina Dobrev şeklinde ünlüler de bu taşa çok ilgi gösteren Hollywood yıldızlarından. Yani Csarite taş dünyasında yükselen bir trend… (Kaynak:özgürlük)

Hakkında: admin

Bunu Okudunuz mu?

Alyans Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz ?

Alyans seçerken dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir? Özellikle aşık olan insanların bağlılığın simgesi olarak kabul …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir